22 Ağustos 2025 Cuma

 

Ankara Denince…

Ankara deyince benim aklıma önce Anıtkabir gelir.
Her ziyaretimde, Türk milleti için bir mucize olduğuna inandığım Mustafa Kemal Atatürk’ü görmeye, onun huzuruna çıkmaya giderim. Sessizce dua eder, minnetle anarım. 





Ankara’nın bende çağrıştırdığı ikinci şey ise kitapçılardır. Kitap, benim için bir tutku. Her fırsatta kitap alırım; hepsini okuyamasam da raflarımda geniş bir kütüphane oluşturduğum için mutluyum. Kitapçıları, kırtasiyeleri gezmek bana ayrı bir keyif verir. Not defterleri, kalemler, kâğıtlar… Dünyanın bu kadar dijitalleştiği bir çağda hâlâ defterine not tutanlardanım.











 “Bir Şehri Nasıl Gezeriz: Eskişehir Deneyimi”

Gezi tutkumuzda İlber Ortaylı’nın Bir ömür nasıl yaşanır kitabı bize rehber oldu. Kitapta önerildiği gibi şehirlerin sadece turistik noktalarını gezmekle yetinmedik; Eskişehir’de sokak sokak dolaştık, tarihini, kültürünü ve günlük yaşamını gözlemledik. Odunpazarı evlerinin arasındaki taş sokaklarda yürürken geçmişle bugün arasında bir köprü kurduk. Hem Eskişehir’in modern yüzünü hem de eski mahallelerinin samimiyetini yaşadık.


"En iyi nasıl seyahat edilir; bir şehir nasıl dolaşılır? Hangi müze, hangi meydan, hangi sokakları görmek için dünyanın bir ucuna kadar gidilebilir?"  der hoca;Bir şehri ilk defa görüyorsanız, bir dakika bile dinlenmeyeceksiniz. * Yürüyeceksiniz. Gençseniz ve bir şehirde gönlünüzce yürümüyorsanız orayı gezdiğinizi söyleyemezsiniz. * Bir şehre ilk defa gidiyorsanız çok yoğun bir program yapacaksınız, illa ki yorulacaksınız. * O şehir hakkında her fırsatta okuyacaksınız, hatta şehri gezerken bile okuyacaksınız. 20 saat geziyorsanız mesela:, iki saat da okuyacaksınız. Gezi sırasında okuyacaksınız. Rehber de bulduysanız, programınızda olmasa da üşenmeden gidip bakın. * Harita bakacaksınız, fotoğraf çekeceksiniz, not tutacaksınız. * Müzeleri gezeceksiniz ama mutlaka çarşıya-pazara da karışacaksınız. Bunları görmeden o çevreyi tanıyamazsınız. * Güvenliği hesaba katarak şehri gece de gezin. Gece, bir şehrin güzelliğidir. Venedik, Yezd, Semerkand, Barcelona, Toledo muhakkak gece de görülmesi gereken şehirlerdir."

 hocam iyi ki varsın...

































21 Ağustos 2025 Perşembe

                Bodrum’da Başlayıp Kars’ta Bitmeyen Hatıralar

                              Zeki Müren'in Evi








Oğlumuzun lise yıllarında yaz tatilinde Bodrum’da gezdiğimiz, ünlü ses sanatçısı Zeki Müren’in müzeye çevrilen evihâlâ gözümün önünde. Taş plaklarla dolu o ev, beni bir anda çocukluğuma götürmüştü. Çünkü Zeki Müren, her yeni yıl gecesi saat 12’yi gösterdiğinde televizyona çıkan sanatçıydı ve benim hayatımda çok büyük bir yere sahipti.

Annem, dumanı tüten Kars yöresine ait kazları pişirir; tereyağı kokan pilav, yazdan hazırlanan lahana turşusu, ev yoğurdundan yapılmış ayran sofraya gelirdi. Vişne reçelinden yapılan komposto, tandırda pişirilmiş tam buğday unundan lavaş ve gagala, annemin bin bir emekle hazırladığı yaş pasta… Babamın meşhur gavurdağı salatası da büyük servis tabaklarıyla sofrada yerini alırdı.

Arada taş plak koleksiyonu olan, şimdi naçizane benim de çalmaya çalıştığım plaklar o günlerde ruhumuza eşlik ederdi. Birbirine bağlı daha hayatla pekte yüzleşmemiş saf halleriyle beş kardeş, anne baba; toplamda sekiz kişi, bazen akrabalarla yirmi otuz kişiye ulaşırdık. Yemekler yenir, sonra televizyonun karşısına dizilirdik.

Saat 12 olduğunda çerezler, babamla benim en çok sevdiğimiz kavrulmuş fıstıklar, sıcak çaylar sofrada olurdu. Dışarıda lapa lapa kar yağardı ama hiç üşümezdik. Avluda köpeğimiz, kedilerimiz, kazdan kalan kemiklerle ziyafet çekerdi. Sobanın üstünde kavrulan mandalina kabuklarının kokusu eve yayılırken, Zeki Müren o güzel Türkçesiyle yeni yıl temennilerini dile getirirdi. İşte, müzede gördüğüm o kıyafetlerden biri, beni çocukluğumun evine götürdü.

Şimdi düşündükçe fark ediyorum: O zamanlar kimsenin elinde telefon yoktu. Televizyon bugünkü gibi değerleri yerlere vuracak kadar acımasız değildi. Herkes konuşur, sohbete dahil olur, gün içinde yaşadıklarını coşkuyla anlatırdı.

Soruyorum size… Kaç çocuk eve gelir gelmez aile sofrasına oturuyor? Veya yemek yerken ailesiyle sohbet ediyor?